*** BRAVO KAPİTANO
Halkımızın büyük çoğunluğunun bizim “farklı” bir şeyler yaptığımızın farkında olduğunu memnuniyetle gözlemledik.. Ama konuşmalarımızın hemen hemen hepsi “..Bravo Kapitano” söylemiyle bitti
Salı, 02 Ocak 2018

Kıymetli futbolseverler ve maçseverler merhaba,
- veya diğer bir deyişle;
Kıymetli sporseverler ve skorseverler merhaba,

Yeni bir yıla girmiş bulunuyoruz.. 
Allah hepimize önce “Sağlık”,  sonra “Huzur”, sonra da namerde muhtaç olmayacak kadar “Rızık” versin, amin Ya Rabbim.. 

10 Eylül 2017’den itibaren yıl sonuna kadar yazmaya ara verdiğim bu köşemi, bu süreçte sadece iki tane “sıra dışı” olayı dikkatlerinize sunmak için kullandım;
1. Nuri Şahin’in A Milli Takım formasını genç kardeşlerine yer açmak amacıyla bırakma kararını kutlamak için..
2. Yönetim Bilimi Uzmanı Maarif Müfettişi Doğan Ceylan'ın “Duygusuz Nesil Tehlikesi” yazısını her anne babanın okuması için..

Geçen 3 aylık süreçte, davet edildiğimiz yerlere gittik, dilimiz döndüğünce “farklı” neler yapmakta olduğumuzu anlatmaya çalıştık..
Halkımızın büyük çoğunluğunun bizim “farklı” bir şeyler yaptığımızın farkında olduğunu memnuniyetle gözlemledik.. 
Ama konuşmalarımızın hemen hemen hepsi “..Bravo Kapitano” söylemiyle bitti
:(  : ) 

Sene 1935, sömürge peşindeki İtalyan ordusu Etiyopya'da.. Habeşler, İtalya’nın teknolojik üstünlüğü ve güçlü silahlarına karşı ülkelerini öyle bir savunurlar ki, tanklara bile, okla, mızrakla, atlarla hücum ederler. 
İtalyanlar siperlere çakılıp kalırlar. Bir İtalyan Yüzbaşı (Capitano) kendi askerlerini hücuma kaldırmak için: 
“Büyük Roma medeniyetini yeniden canlandıracağız, şan ve şerefler sizi bekliyor askerler, karşımızdakiler çerden çöpten topluluklar, onlardan mı korkacağız? 
İtalyan ulusu bu büyük zaferde sizin de bulunduğunuzu öğrendiğinde sizleri göklere çıkaracaktır! Torunlarınıza göğsünüzü gere gere, ben de oradaydım diyeceksiniz” der ve son sözünü söyler: 
“Süngülerinizi takın ve el bombalarınızı hazırlayın! Ben siperden ileri atılır atılmaz benim arkamdan bütün gücünüzle saldırın!"
Yüzbaşı (Capitano) dediğini yapar ve tabancasını eline alıp, siperden fırlayarak ileriye doğru koşmaya başlar.
İtalyan askerinin hiçbiri yerinden kıpırdamaz, fakat siperlerin üstü coşkulu bir alkış tufanı ve şu nakaratla çınlar: 
- “Bravo Capitano! Bravo Capitano! Bravo Capitano!"

Bu arada bir tane Spor Bakanımız ile bir tane de TFF Başkanımız ile yapılan toplantılardan aldığım izlenime göre, kulüplerin geçmiş borçları bir şekilde temizlenmeden hiçbir kulüp yönetimi “Yetiştirmek” fiilini duymak bile istemiyorlar.. O yüzden “Süper Lig’in Futbolcu Havuzu” olması gereken TFF 1. Lig’de tüm takımlar şampiyon olup, önündeki havuca ulaşmaya çalışıyorlar..

Anadolu’da eskiden taşımada kullanılan eşeklerin ömrü 20-30 yıl arasındadır. Bu dünyanın en güzel gözlü sevimli canlısı ömrünün son yıllarına yaklaştığında emeklilik günlerini çalışıp çırpınmadan huzur içinde geçirmek ister. 
Bir kenarda uzanıp veya bir kanepede oturup güneşlenmek onun da hakkı. Lakin sahibi huzur vermez; önce dürtükler, sonra embeller (ucuna sivriltilmiş çivi çakılan değnek) yürüsün, yükünü veya kendini taşısın ister... 
Bir süre beklediğini alır, canı yanan hayvan ister istemez hareketlenir. Sonra ne yaparsa yapsınlar fayda etmez öylece durur. İşte o zaman sivri zekalı birinin aklına fikir gelir. 
Uzunca bir değneğe, uç tarafından bir kaç havuç bağlar o değneği de semerin üzerine yerleştirir. Havuçlar eşek başının 50 cm kadar önündedir.  Eşek havucu çok sevdiğinden yemek için heveslenir. 
Uzanır, çırpınır yetişemez yürümeye başlar. Havuç gider eşek peşinde tin-tin eder. Köylü de bu son kullanım tarihi geçmiş sevimli hayvandan bir süre daha yararlanır.   

Hani deseniz ki, Süper Lig’de olduğu gibi, TFF 1.Lig’de de yabancı oyuncu oynatma sayısı serbest, herkes bayram edecek..  

Spor Bakanımız diyor ki; 
- Beyler alın size para yok, tesis projelerinizi getirin, bakalım, destek olalım. 
- Baba, gözünün yağını yiyim, sen bizim şu parayı lütfen.. 

TFF Başkanımız diyor ki;
- Beyler kulüplerinizi borçlandırmayın, gidişat iyi değil!..
- Baba, kulun kölen oliyim, sen şu 5 yabancıyı 10 yap, 10 olmuyorsa 8 yap, 8 olmuyorsa hiç olmazsa 7 yap lütfen!.. 

Sakın ha, kimseyi suçlamıyorum, devran böyle gelmiş böyle gidecek.. 
Biz şikayetçi değiliz, hatta memnun olmamız bile gerekir.. 
Çünkü bizim yetiştirmekte olduğumuz 18, 19, 20 yaşlarında “Evlatlarımız”, yabancı amcalarına karşı mücadele etmeyi, ayakta kalmayı ya öğrenecekler, ya öğrenecekler..  

Velhasıl; artık çok iyi biliyorum ki “Türk Futbolu” ithal ikamesine dayalı tüketen yapıdan “üreten ve pazarlayan” bir yapıya, ancak tepeden inme balyoz kararlar ile geçebilir..  

Öncelikle şehir kulüplerimizin büyük borçlarının “uzun vadeli” yapılandırılması halledilmeden, kimsenin kendisine yatırım yapılacak 30 Milyon Gencimiz’i görecek hali yok!.. 
Yani önce borçların 10-15-20 yıl vadeli yapılandırılması (yine Devlet Baba halledecek tabii ki), ardından “Balyoz Kararlar”..
Ya da “Saldım çayıra, Mevlam kayıra..”
Bu atasözümüzdeki triğe dikkat buyurun lütfen.. Mevlam kayıra diyor, Devletimiz kayıra, demiyor..

Yani Devlet Baba her kulübe soracak; 
- “Kırk katır mı, kırk satır mı?” 
- Ya borcunuzu yapılandıralım, sonrasında kulübü tam tekmil mali sorumluluk alarak düzgün yönet.. 
- Ya da ne halin varsa gör, hiç kapıma gelme!.. 

Altınordu’nun Yetiştiricilik misyonuna gelince ; 
Davet alarak gitmiş olduğum şehirlerde, ilçelerde en sıklıkla sorulan soru ;
- Ne yapıyorsunuz da “farklı” oluyorsunuz?

Yarın da onu yazacağım.. 

Kalın Sağlıcakla,
Seyit Mehmet ÖZKAN
Altyapıcı Başkan > Anadolu’da birkaç yerde böyle hitap edildim, hoşuma gitti :)..