Seyit Mehmet ÖZKAN
Altınordu FK Başkanı
BÜYÜK FUTBOLCU NASIL OLUNUR?

Bu işin adı;
"Sistemli Profesyonel Futbolcu Yetiştirme ve Geliştirme"



8 Ağustos 2022, Pazartesi
Sevgili Altınordu Futbol Akademisi (ALFA) Sporcularımız, Gençlerimiz, “Evlatlar” merhaba,

BÖLÜM 1: 
Ben bu işi para kazanmak için değil, bu toprakların çocukları için ve bu topraklarda bir değer yaratmak için yapıyorum.

Altınordu Futbol Akademimizde tam 15 gündür “Top Başı” yani “Sezon Açılışı” yapıyoruz. 
Üçer gün arayla büyüklerden küçüklere doğru top başı yaptık. 
Sırayla U18/19, U16/17, U15, U14, U13 ve U12.. 2004’lülerden 2011’lilere kadar.. 135 tane sırım gibi delikanlı*** 
Yayından fırlayacak ok gibi bakan heyecanlı, canlı ve coşkulu tam 135 delikanlı *** 

Birbirimizi tanıyoruz ama daha iyi tanımalıyız. Hani siz şimdi her sezon başında akademiye valizinizle geliyorsunuz, Metin Oktay Yerleşkemizde tam zamanlı 11 ay yaşıyorsunuz ya..
Burasının ya hep var olduğunu sanıyorsunuz, ya da burasının benim tarafımdan para kazanmak için yapıldığını sanıyorsunuz. İkisi de değil Gençler.. 

Bu iş benim gençlik rüyam idi, 50 yaşımdan sonra hayatıma anlam katan ve beni hayata bağlayan işim oldu.  
Bu işin adı; 
Sistemli Profesyonel Futbolcu Yetiştirme ve Geliştirme” işi. 
Benim yıllardır “hobi” olarak yapmış olduğum futbol yöneticiliğimin bir uzantısıdır. 
 
Çocukluğumda ve gençliğimde ben de sizler gibi iyi top oynuyordum ama babam bana futbol oynatmadı! 
Babam okumamış, 10 yaşında tornacıya çıraklığa verilmiş.. Okumamış olmanın sıkıntısını çok çekmiş..  
Beni ne zaman top oynarken yakalasa, bir tane okkalı tokat şaplatır, cebinden bir kalem çıkarır ve bana hep şöyle derdi; “Bak Memet beni hep bu kalemle yendiler! Okuyacaksın, bu kalemi iyi öğreneceksin, kardeşlerine de iyi örnek olacaksın.”  Yani diyeceğim o ki, benim içimde kaldı futbol oynamak. 
Biz Eşrefpaşa’lıyız. Benim mahalle arkadaşlarımdan bir çoğu semtimizin takımı İzmirspor’da forma giydiler.
Metin Oktay’ın forma giydiği Damlacık sahasında yıllarca babamdan gizli top koşturdum ama profesyonel futbolcu olamadım. 
 
Babamın dediğini yaptım, Allah yardım etti, okudum, Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden biri olan Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) İdari İlimler Fakültesi – İşletme Bölümü’nü bitirdim. Yıl 1979. 
Biz babadan haddeciyiz. Haddeci demek, sıcak demiri dönen merdanelerin içinden geçirmek suretiyle demir üretmek. Zor iştir yani.. Bir gün sizi götürürüm inşallah, demir nasıl çıkıyor, görürsünüz. 
Okulu bitirdikten sonra ailemin işinin başına geçtim, yıllar içinde babam, okuyarak beni takip eden kardeşlerim ve emeklerine büyük saygı duyduğum çalışanlarımızla birlikte işimizi büyüttük. 
Babamı mutlu ettim, yıllarca ailemi elimden geldiğince iyi yönettim ama içimde kalan bu ukde hep büyüdü! 
Ben oynayamamıştım ama demircilikten para kazanarak bu toprakların çocuklarına top oynatacaktım.
40 yaşımda iken kafama koymuştum, ben gençliğimde mutlu olamamıştım ama bu toprakların çocuklarını cıvıl cıvıl top oynarken mutlu görmekten, en azından huzur bulacaktım. 
50 yaşıma kadar çok ama çookk çalıştım, para biriktirdim. 2 yıl Avrupa futbolunda “Futbolcu Yetiştiriciliği” konusunda incelemeler yaptım.
2007 yıl başından beridir bu işteyim, tam 15 yıldır bu işin gereği olan tesisler yapıyorum.  
Ben bu işi kendime para kazanmak için yapmıyorum. Bu işi yapmaya mecbur değilim. 
Ben bu işi bu toprakların çocuklarına futbol oynatmak için yapıyorum. 
Bu toprakların çocuklarının içlerinden seçilmiş doğal yetenekli olanlarına sistemli bir şekilde gelişmiş, ileri futbol eğitimi vermek istiyorum. 
Onları yurt dışında Avrupa’nın 5 büyük liginde profesyonel futbol oynarlarken görmek, onları ülkemizi yurt dışında ve milli takımımızda gururla temsil eden spor elçileri olarak görmek istiyorum. 
 
Dikkat edin, babalarınızdan 1 lira dahi istemiyorum. Çünkü işimize kimsenin karışmasını istemiyorum. 
Tekrar ediyorum, sakın benim bu işi yapmak zorunda olduğumu sanmayın, hiçbir mecburiyetim yok. 
Ben bu işi para kazanmak için yapmıyorum, ben bu işi “Bu Toprakların Çocukları” için yapıyorum. 
Belki bu yaşlarda anlayamıyor olabilirsiniz, bu topraklara kalıcı bir kurum, bir marka, bir değer armağan etmek istiyorum. Öyle bir kurum bırakmak istiyorum ki, giderlerini gelirleriyle rahatça karşılayabilen, özgürlüğünden taviz vermeyen ve namerde muhtaç olmayan bir sistem.. 
 
Birinci bölüm bitti, buraya kadar okuyun, bir nefes alın, sonra tekrar okuyun. 
Buraya kadar beni iyi anlamış olmanızı dilerim. 
 
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
BÖLÜM 2: 
Çıraklığını yapmadığın işin ustalığına soyunmayacaksın!

Sizlerle “tam zamanlı” olarak ilgilenmeye başlayış tarihim 5 Ocak 2007’dir. 
O tarihte 52 yaşımda idim, şimdi 67 yaşımdayım, demek ki 15 yıldır sizlerle birlikteyim.
 
Futbol yöneticiliği geçmişim 1989’a dayanır, yani 33 yıl önceye.. O yıllarım “çıraklık” yıllarımdı.
Çıraklık, bir işi öğrenmek için bir ustanın yanında çalışmak, onun sözlerini dinlemek, onun yap dediklerini yapmak, yapma dediklerini yapmamak ve aynı zamanda ona yardımcı olmak, demektir. 
Benim “usta”larımdan Süleyman Atik amcam bana 18 yaşımda iken öğretmişti: 
Söylersen unuturum, gösterirsen hatırlarım, yaptırırsan hiç unutmam!
Yani çıraklığın püf noktası uygulamaktır, yapmaktır, el becerisidir. 
Benim “çıraklık” dönemim : 2007 – 1989 = 18 yıl sürmüş.. Yani ben sizin birçoğunuzun şimdiki yaşından daha fazla “çıraklık” yapmışım. 
 
Çıraklık dönemi bitince hemen usta olunmuyor. Arada bir de “kalfalık” dönemi vardır.
“Çıraklık” ve “Kalfalık” dönemini yaşamadan “ustalık” dönemi başlamaz!
O yılları yaşamadan bu yıllara gelmek olmaz. Yani çırak olmadan kalfa olunmaz, kalfa olmadan usta olunmaz!
Olmaya kalkarsan Allah’ın tokadı yok, ayın on dördü gibi gördüğün işten tepetaklak olursun!.. 
 
Ben dahil, Türk futbolundaki yönetici amcalarınızın birçoğu bu hissi tatmıştır!.. Bazıları birkaç defa tatmıştır ama her defasında şeytanın vesvesesinden kendisini kurtaramamışlardır!
Beni uyandıran, 1997 yılında Celal Kıbrızlı hocamız oldu, Allah ondan razı olsun.. 
Bataklıkta çırpınanları gördükçe üzülüyorum, boşa sarfedilen onca paraya üzülüyorum. 
Ama ben artık biliyorum ki, bu topraklarda “günü yaşamak, egoları yarıştırmak” kalıplaşmış, kırılması çok zor görünüyor!.. Böyle gelmiş, böyle gitmemeli! Ama maalesef böyle gidecek gibi görünüyor!.. 
 
Yetişkinleri kendi hallerine bırakalım, biz “bize” dönelim;
Dikkat ettiniz mi, biz diyorum. Ne kadar güzel, değil mi.. Ben kendimi sizlerden biri olarak görüyorum.. 
Allah böyle bir ayrıcalığı kaç kişiye verir ki.. 
 
Her dönemin kendine göre bir güzelliği, bir değeri vardır. Ben iyi bir çıraklık dönemi geçirdim, iyisiyle kötüsüyle her şeyi gördüm.. 
Bunca cümleden alacağımız ders şu olmalı; “Çıraklığını yapmadığın işin ustalığına soyunmayacaksın!
 
Kalfalık” dönemim 5 Ocak 2007’de başladı. 23 Şubat 2022 tarihinde ise, A takımımıza yaptığım konuşma ile “ustalık” belgemi aldım. 
Demek ki “kalfalık” dönemim 2022 – 2007 = 15 yıl sürmüş.. 
 
Artık ben bir “Usta”yım***
Tekrar edelim:
1. Çıraklık Dönemim : 1989’dan 2007’ye > 18 yıl
2. Kalfalık Dönemim : 2007’den 2022’ye > 15 yıl
3. Ustalık Dönemim : 2022’den Allah ne ömür biçtiyse, sağlıkla, afiyetle ve hep birlikte inşallah..
 
Ben sizlerle tam zamanlı olarak ilgilenmeye başladığım 5 Ocak 2007 tarihini kendim için “Yeniden Doğuş” olarak adlandırıyorum.
Dünyada 8 milyar insan var, kaç kişiye “yeniden doğuş” imkanı veriliyor acaba? 
Çok azdır sanırım.. Ne mutlu bana ki ben onlardan biriyim.
• Kimlerin sayesinde?
• Bu toprakların çocuklarının sayesinde, sizlerin sayesinde..
• Hayata tutunmam açısından bana verdikleriniz nedeniyle sizlere çok müteşekkirim. 
 
Yetişkinler uzun soluklu işlere burun kıvırırlar!.. İşte 15 yıl seller sular gibi geçti.. 
2007 yılbaşında tam zamanlı başlarken en büyük yaş U19, 1988 doğumlular idi. 
Şimdi onlar 36 yaşındalar, hemen hepsi futbolu bırakmış ve aile kurmuş, çoluk çocuğa karışmış durumdalar. 
 
Geçen gün en son en küçük yaş U12, 2011 doğumluları kapıştırdık. Onları izlerken keyiften dört köşe oldum, nefes aldığımı, insan olduğumu hissettim, yüzümde 1 saat süren bir tebessüm vardı.. 
Yine bana “can suyu” verdiniz, çok teşekkür ederim. 
 
İkinci bölüm de bitti, buraya kadar okuyun, nefes alın, biraz su için, sonra ikinci bölümü tekrar okuyun. 
 
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
BÖLÜM 3: 
Büyük Futbolcu Nasıl Olunur?

Hadi bakalım, Bismillah, üçüncü ve son bölüme başlıyoruz;
 
Bu son 15 günde sezon açılış günlerimizde sizlere neler söylemişim, neler tavsiye etmişim, neleri yapın, neleri yapmayın, demişim.  
Ustalık dönemime başlamam nedeniyle, bunları kaleme almak istedim.


1. Tatil “DİNLENME” zamanıdır. 
Tatilden yeni döndünüz, tatil ile başlayalım..  
Tatilde çalışılmaz, tatilde dinlenilir. Tatil bir ihtiyaçtır. 
İnsan bütün bir yıl çalıştıktan sonra, hem bedenini, hem de ruhunu dinlendirmek ister. 
Tatilde bütün bir yıl yapılan işlerin dışında işlerle meşgul olmak, insanı dinlendirir.
Örneğin sizler için tatilde futbol oynamak yanlıştır. 
Çünkü siz zaten bütün bir yıl futbol eğitimi alırken, içiniz dışınız futbol oldu. Bıkkınlık olmamalı.. 
Sizler artık bu işi meslek olarak seçmiş gençlersiniz. Öyle mahalle arasında arkadaşlarınızla top oynamamalısınız. Allah korusun, birisi ters girer, ayağınız kırılır, 1 yıl toptan uzak kalırsınız, ama eğitimde arkadaşlarınızdan da geri kalırsınız!
Voleybol oynayın, denize girin, bol bol yüzün.. Her zaman değil, arada sırada ayak tenisi oynayabilirsiniz. 
Yani diyeceğim o ki, tatilde “top”u özlemelisiniz. Çünkü bugünden itibaren tam 11 ay boyunca önceliğiniz “futbol” olacak. 

2. Akademimizin bulunduğu Metin Oktay Yerleşkesi 200 kişinin birlikte yaşadığı bir Ortak Yaşam Alanı’dır. 
Burası Çocuk Esirgeme Kurumu değildir. Burası otel de değildir. 
Burası bir Eğitim Kurumudur.. Burası bir akademidir. Burası Altınordu Futbol Akademisi - ALFA’dır. 
Burada bir meslek öğretilir. Profesyonel Futbolculuk Mesleği öğretilir..
Siz buraya top oynamak için değil, “profesyonel futbolcu” olmak için geldiniz. 
Aynen buradan mezun olup Avrupa’da futbol oynayan Çağlar Söyüncü ve Cengiz Ünder ağabeyleriniz gibi.. 
Biz size barınma imkanı sunuyoruz. Ama odalarınızın temizliğinden, tertip ve düzeninden kendiniz sorumlu olacaksınız. 
Biz size sporcu beslenmesi sağlıyoruz. Eğer iyi beslenirseniz sahada ayakta kalırsınız, eğer iyi beslenmezseniz sahada ayakta kalamaz, 
ikili mücadelelerde yerlerde sürünürsünüz! Bu mesleği de yapamazsınız. 
Biz ise en iyi futbol sahaları sunuyoruz. Ama sahalara toplarınızı, çalışma ekipmanlarınızı ve sularınızı kendiniz getireceksiniz. 
Antrenman sonrası darbeler nedeniyle çimler zeminden kalkmış ise, yerlerine siz yerleştireceksiniz. 
Antrenman ve/veya maç sonrası yedek kulübesi civarında hiçbir spor malzemesi vs.. kalmayacak. Sizler toplayacaksınız. 
Burada sizler, antrenörlerimiz, idari personelimiz, destek personelimiz, hizmet personelimiz, tam 200 kişi birlikte yaşıyoruz. 
Dünyanın her yerinde birlikte yaşamanın kuralları vardır, birbirimizin yaşamına saygılı olacağız.
Bu nedenle size öğretilen “Yerleşik Yaşam Kuralları – YYK” maddelerine uymalısınız..
Odalarınızı, yataklarınızı kendiniz toplayacaksınız. Lavabolarınızı, duşlarınızı kendiniz temizleyeceksiniz. 
Kat görevlisi ablalar size öğretecekler, ama kendi odalarınızın temizliğinden, tertip ve düzeninden kendiniz sorumlu olacaksınız. 

3. Futbol izleyenler için bir “Oyun”, sizler için ise bir “Meslek”tir.
“Futbol”, tribünde oturanlar veya televizyondan izleyenler için bir “oyun”dur. Bir eğlence türüdür. Aynen sinema, tiyatro gibi.. 
Ama sahada oynayanlar için “futbol” bir “meslek”tir. Bu mesleğin adı “Profesyonel Futbolculuk”tur. 
Çocukluğunuzdan itibaren oynadığınız, çok sevdiğiniz bir oyunu, arkadaşlarınızdan daha iyi oynadığınız için Altınordu Futbol Akademisi’ne seçildiniz. 
Artık sizin için “top oynamak” oyun olmaktan çıktı, futbolu bir “meslek” olarak seçmiş bulunmaktasınız. 
Aynen inşaat mühendisliği, makine mühendisliği, ziraat mühendisliği, bilgisayar mühendisliği gibi bir “MESLEK” .
Bu işi iyi öğrenir ve uygularsanız, ileride çok para kazanacağınız “mesleğiniz” olacak.   
Bir “meslek” seçtiğinizin ve bu mesleği iyi yapmanın çok özveri gerektiren bir iş olduğunun farkında mısınız? 
Farkında olup olmadığınız, sezon içinde saha içi ve saha dışı davranışlarınızdan belli olacak..  

4. “Profesyonel Futbolculuk”, hem performans hem de meslek süresi olarak dar bir zaman dilimine sıkıştırılmış bir meslektir. 
Bütün bir hafta saha içi antrenman yapıyorsunuz, kuvvet antrenmanları yapıyorsunuz, çok çalışıyorsunuz. 
Ama bütün haftanın performans değerlendirmesi hafta sonu oynayacağınız 90 dakikalık maça bağlıdır.  
Bu yüzden sahaya biz “Er Meydanı” deriz. Çıkacaksınız sahaya, herkesin gözünün önünde en iyi performansınızı vereceksiniz. 
Ayrıca bu meslek, diğer meslekler gibi öyle 70 yaşına kadar yapılacak bir meslek değildir. 
Fiziğe ve enerjiye dayalı kora kor bir mücadele sporu olduğu için 35 yaşlarda biter. Para kazanacağınız dönem 10 – 15 yıl ile sınırlıdır. 
Bu kısıtlı 2 zaman dilimini hiç unutmamalısınız. Odanızın en görünen yerine asın; 90 dakika ve 35 yaş..
İşte bu yüzden dar zaman dilimine sıkıştırılmış bu mesleğin gereklerini yerine getirmek sizler için çok önemlidir.

“Profesyonel Futbolculuk” mesleğinin gerekleri nelerdir? 

5. Önce İyi Birey ve İyi Vatandaş olacaksınız;  
5.1 En başa yazıyorum : Sigara, kolalı ve gazlı içecekler size YASAK. Bunları içerseniz bu mesleği yapamazsınız!
5.2 Tırnaklarınızı her hafta maça çıkmadan önce keseceksiniz. Allah korusun, ikili mücadelede rakibinizin gözüne hasar verebilir.
5.3 Dişlerinizi her gün 2 defa fırçalayacaksınız. Dişlerinizde çürük olmamalı, performansınızı düşürür!
5.4 Maç günleri sizin için düğündür. Maç günü sabahları sakal tıraşı olacaksınız. 2 günlük sakala kadar izin var. Daha fazlası sizi yaşlı gösterir. Sizin genç görünmeniz gerekir. Gelecek vadeden genç oyuncu*** profili vermeniz gerekir..
5.5 Sabah kalkınca ilk işiniz oda arkadaşınıza “günaydın kanka” demek, ardından elinizi yüzünüzü güzelce yıkamak, aynada kendinize bakıp “hadi bakalım iyi günler koçum” demek, ardından yatağınızı toplamak. 
5.6 Kahvaltı yaptıktan sonra sevgili annenizi aramak, ona da “günaydın annecim, seni çok seviyorum” demek.. Bunu her gün aksatmadan yapmalısınız, alışkanlık haline getirmelisiniz.
5.7 Suyu dikkatli kullanacaksınız. Su en büyük nimettir. Sahalarımızın çimlerinin yaşaması için bol sulanması gerekiyor. Her gün 2 defa duş alıyorsunuz, duşta en fazla 3 dakika kalmalısınız. Bozuk muslukları hemen bildirmeniz gerekir ki tamir edilsin.. 
5.8 Herkesin bir yakın kız arkadaşı olacak. Sosyalleşmeniz için bu önemli.. Kızlardan çekinmeyin, onlar da sizinle arkadaşlık yapmak isterler. Ama sakın unutmayın spor yapan sportmendir. Sportmenlik aynı zamanda centilmenliktir
5.9 İnternet ve sosyal medya kullanımı artık bir ihtiyaç. Ancak sizin gibi göz önünde olan futbolcuların internet ve sosyal medyayı çok dikkatli kullanması gerekir. Yanlış bir paylaşımınız sizin kişiliğiniz hakkında yanlış algıya neden olur. Transfer yapamazsınız!
5.10 Metin Oktay Yerleşkesinde çalışan tüm personelin isimlerini bileceksiniz. Ana Kapı’da görevli abilerinizden, yemeklerinizi yapan ablalarınıza kadar sizin için çalışan büyüklerinize saygılı olacaksınız. . 
5.11 Tanıdık tanımadık, karşılaştığınız herkese selam vereceksiniz, sabahları günaydın, öğleden sonraları merhaba, diyeceksiniz. Ama aynı kişiye günde bir defa söyleyeceksiniz, her gördüğünüzde değil..
5.12 Futbol bir takım oyunudur. İyi bir takım olmanın yolu takım içinde samimi bir “aile” havası oluşturmaktan geçer.. Takım içinde iyi arkadaşlıklar kuracaksınız. Birlikte güzel sohbetler yapacaksınız, birlikte güleceksiniz, güzel zamanlar geçireceksiniz. Sonra da sahada birbirinizle yardımlaşacaksınız, birlikte başaracaksınız.. 
5.13 Zamanınızı iyi yönetmelisiniz. Bunun da eğitimi var. Psikolog ablanız ve abiniz bu konuda sizlere destek olacaklardır. Hiçbir programa, randevuya gecikmemelisiniz, hatta her yere 15 dakika önce gitmeyi alışkanlık haline getirmelisiniz. 

6. Sonra İyi Futbolcu olacaksınız;  
6.1 Sporcu Beslenmesi *** 
Yemek seçmek yok. Yaşlarınıza göre değişimli olarak günlük 3.000 ila 5.000 arasında kalori almalısınız. 
Bu beslenme değerleri normal insanlardan iki misli daha fazladır. 
İkili mücadeleleri kazanabilmek, 90 dakikayı çıkarabilmek için çok iyi beslenmelisiniz. Diyetisyenimizin tavsiyelerini uygulamalısınız. 
Bu mesleği ancak çok güçlü, kuvvetli olanlar iyi yaparlar..  

6.2 Sporcu Dinlenmesi *** 
Bir gün tek, bir gün çift saha içi antrenman yapacaksınız. Antrenmanlar yüksek nabızda olacak. Saha içi antrenmanları dışında kuvvet antrenmanlarına gireceksiniz. Eğer iyi dinlenmezseniz bu antrenmanları çıkaramazsınız. 
Gece uykusu 9 saat, öğlen uykusu 1 saat olmak üzere günde 10 saat uyumalısınız. 
Yorgunluğunuzu çabuk atmak ve dinlenmenizi hızlandırmak için Kriyojenik Oda sistemi kurduk. Haftada en az 2 defa girmelisiniz. 
Bu mesleği ancak bedenen ve zihnen dingin olanlar iyi yaparlar..  

6.3 Atletik Yapı, Hız ve Çabukluk *** 
Egzersiz Fizyolojisi Uzmanı antrenörümüz var. Göğüs kafesinin alt bölümü ile kalça kemikleri arasındaki core bölgeyi güçlendirmelisiniz. Omuzlar içe dönük olmamalı! Ayakların alt ve üst adale kas grupları eşit güçte olmalı..
İkili mücadelelerde avantaj sağlamak için omuzlarınızı ve kollarınızı da güçlendirmelisiniz. Bunların hepsi hız ve çabukluğunuzu artıracak.. 
Kuvvet antrenmanları için Fitness Salonumuz var. Az oksijenli ortamda dayanıklılığınızı artırabilmek için “Yüksek İrtifa Sistemi” kurduk. Haftada en az 2 defa girmelisiniz. Profesyonel futbolda kuvvet antrenmanları saha içi futbol antrenmanları kadar önemli..
Bu mesleği ancak 30 metreyi 4 saniyenin altında koşan, atlet oyuncular iyi yaparlar..  

6.4 İşimizin en iyisi olacağız***
*** Beyin, Yürek ve Ayak *** > Üçü bir arada olursa sizi kimse tutamaz!
Dünyaca ünlü aşağıdaki 2 ünlü futbolcunun aşağıdaki özlü sözleri yerleşkenin en görünen yerinde; 
Johann Cruyff > Futbol basit bir oyundur. Zor olan basit oynamaktır!
Andrea Pirlo    > Futbol kafayla oynanır, ayaklar sadece araçtır! 
Bu iki özlü sözü beyinlerinize kazıyın lütfen..

1. Beyin: 
Beyin herkeste vardır ama akıl herkeste yoktur! 
Beynimizi kullanarak akıllı olmayı, doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ayırmayı bilmeliyiz. 
Duygularımıza yenik düşmemeyi, hep aklı ön planda tutmayı bilmeliyiz.
Bütün bunlar öğretilebilir işlerdir. Psikolog ablanız ve abiniz bu konularda size her zaman destek olmaya hazırlar..
Ben de size bol bol kitap okumanızı tavsiye ediyorum. Böylece başka dünyaları keşfetmek ve üzerinde yaşamakta olduğumuz dünyada olan bitenle ilgili bilgi sahibi olmak imkanı bulacaksınız.  
Bu mesleği ancak çok akıllı olanlar iyi yaparlar..  
 
2. Yürek:  
Hepinize Brave Heart – Cesur Yürek filmini izlemenizi tavsiye ediyorum. 
Korkak insandan hiçbir şey olmaz, futbolcu ise hiç olmaz! 
Korkaklar her gün, cesurlar bir gün ölürler. 
Bu mesleği ancak sahaya yüreğini koyanlar iyi yaparlar..  

3. Ayak:  
Bu mesleği yaparken ayaklar kullanılır. 
Top ile ayaklarınız arasında müthiş bir uyum olmalı.. Top sizin ayağınıza geldiğinde oyun güzelleşmeli..  
Tek ayaklı “profesyonel futbolcu” olmaz!.. Sağ ayaklı iseniz sol ayağınızı, sol ayaklı iseniz sağ ayağınızı da kullanmayı bilmelisiniz.
Bunun için antrenöre gerek yok, bir top alıp kendi başınıza bol bol duvar çalışmalısınız. Bir sağ ayak içi, bir sol ayak içi..
Bu mesleği ancak topu altıncı duyu organı gibi kullananlar iyi yaparlar..  

4. Odaklanmak: 
Şu aşağıdaki 2 denklemi öğrenmem 10 yılımı aldı!
Profesyonellik = Yetenek + Kişilik   
Performans = Potansiyel – Dikkat Dağıtan Unsurlar 
Bu 2 denklemi mutlaka ezberleyin, beyninize kazıyın. 
Profesyonel olarak bir işi yaparken sadece “yetenek” yetmiyor, “karakteriniz” de çok önemli.. 
Sağlam karakter *** Aklını kullanan, asla vazgeçmeyen, uyumlu insan.. 
Buraya seçildiğinize göre sizde bir potansiyel var. Bu potansiyeli ortaya çıkarmak için hep birlikte çalışacağız. 
Potansiyelinizin karşılığı, maçlardaki performansınız olacak. 
Eğer seyirciye kulağınızı tıkamazsanız, rakibin sizi attırmak için yaptığı numaralara kanarsanız, dışarıdan birtakım insanlar, siz henüz olmamış iken, size gaz verirler de onlara inanırsanız, kafanız o çöp düşüncelere takılır, performansınız düşer!.. 
Düşük performans sürekli olursa kaybolur gidersiniz!.. 
Bu mesleği ancak işine konsantre olmayı bilenler iyi yaparlar..  

5. Saha İçi Çalışmaları: 
Antrenörlerinizi dinleyeceksiniz. Bir çok teknik, taktik eğitimler alacaksınız, can kulağıyla dinleyeceksiniz. 
Anlamadıysanız antrenörünüzden bir daha anlatmasını rica edeceksiniz. 
Anlamadığınız bir taktiği sahada nasıl uygulayacaksınız ki? 
Sadece “Takım Antrenmanları” değil, eksik yönlerinizi tamamlamak için, güçlü yönlerinizi kaybetmemek için, blokların uyum çalışmaları için “Özel Çalışmalar” yapmalısınız. 
Bu mesleği ancak çok çalışanlar, bol ve doğru tekrarlar yapanlar iyi yaparlar..  

6. Saha İçi Görev Sorumlulukları: 
Saha içinde her oyuncunun bir pozisyonu ve görevi var. Herkes öncelikle asli görevine odaklanacak. 
Kaleci öncelikle gol yememek için çırpınacak. 
Defans oyuncuları öncelikle savunma yapacaklar.
Orta Saha oyuncuları öncelikle oyun kurmak için koşacaklar.
Forvet oyuncuları öncelikle hücum etmek ve gol atmak için savaşacaklar.. 
Asli görevlerin yanı sıra yan görevler de var.. 
Bunların hepsini büyük yaşlara öğrettik, küçük yaşlara öğretiyoruz.. 
Bu mesleği ancak maçta kendi pozisyonunun gereklerini fazlasıyla yerine getirenler iyi yaparlar..  

7. Yenici Olmak ve bunun için Gol Atmak: 
Kimse sahaya yenilmek için çıkmaz! Yenmek için ise gol atmak lazım. 
Bu sezon 4.cü ve 5.ci bölgelerde gol varyasyonlarına odaklanacağız, gol bölgesine her maçta en az 20 top indireceğiz. 
Hedefimiz her maçta en az 3 gol atmak, en fazla 1 gol yemek. 
Bu mesleği ancak yenilgiye tahammülü olmayan, asla vazgeçmeyen ve hırslı olanlar iyi yaparlar..  

8. Sosyal Etkinliklere Katılmak:
Bütün bir hafta çalıştınız, hafta sonu maçınızı da oynadınız. Artık bir gününüzü dinlenmeye ayırmalısınız. 
O bir gün bazen Cumartesi, bazen Pazar, bazen de Pazartesi olabilir. En başta yazdığım gibi tatil günü topla ilgilenmek, fitness yapmak vs.. yok. Ama odanızda da bütün bir gün yan gelip yatmak ta yok. 
Psikolog ablanız ve abinizin sizler için düzenlediği sinema, tiyatro, gezi gibi sosyal etkinliklerle katılmalı ve kafanızı biraz olsun dağıtmalısınız.. 

9. Son Söz > Kendini Bil:
Hayatı mutlu, mesut, sağlıklı ve huzurlu yaşamanın sırrını Sokrates 2.500 yıl önce söylemiş! 
Sadece 2 kelime : KENDİNİ BİL.
Kendinizi bilirseniz, kimsenin gazına gelmez, duygularınıza yenik düşmez ve aklınızı kullanırsınız. 

İşte böyle.. Yazının sonuna geldik, birkaç cümle de diğer bileşenlere yazmalıyım; 

Birincisi Sevgili Ailelerinize; 
Sevgili anneler ve babalar çok sevgili evlatlarınızı bize emanet ettiniz, biz de hepimizin geleceği olan bu çok sevdiğimiz emanetlere en iyi şekilde bakmak için size söz verdik, sözümüzü tutmak için çok özen gösteriyoruz.  Ciddi bir sorumluluk aldığımızın farkındayız. Ülkemizde “Sistemli Futbolcu Yetiştiriciliği ve Geliştiriciliği” işine kimse girmiyordu. Merkezinde insan ve çocuk olan, garantisi olmayan ve uzun zaman alan bir iş!.. Birinin bu işe girmesi, kendisini feda etmesi, ilk sıkıntıları onun çekmesi gerekiyordu..
Kimse bizi ittirmedi. Biz bilerek, isteyerek girdik. Hayatımızı bu toprakların çocuklarına adadık. Bu toprakların çocuklarına gelişmiş ülkelerin sağladıkları imkanlar verilirse, onların da üst düzey işler yapabileceklerine inancımız tamdır. 
Biz fiziki ve idari koşulları sağlayacağız, onlar da bizi dinleyecekler ve çok çalışacaklar, ama akıllı çalışacaklar.. 
Sizden ricam; onların önünde münakaşa yapmayın. Her ailede arada sırada fikir ayrılıkları olabilir, bunu evlatlarınızın önünde tartışmayın. 
Onların hayattaki en büyük güvenceleri sizlersiniz. Onların akılları karıştığı zaman hemen sahaya yansıyor, biz anlıyoruz!.. 
Başarıda huzurlu aile yaşamı çok önemlidir.. 

İkincisi işimize karışan Babalara;
Gerçekten zor insanlarsınız. Canım kardeşim senin ismin Ali, çocuğunun ismi Can. Sen Can olamazsın, Can da Ali olamaz. 
Sen gençliğinde futbolcu olamamışsın, şimdi çocuğunda bunu yaşamak istiyorsun. Çocuğunun 19-20 yaşında Messi olmasını istiyorsun!.. Konuşurken bile “biz” diye konuşuyorsun, yani adeta çocuğunun içine girmişsin, ikiniz bir olmuşsunuz gibi!
Olur mu hiç böyle şey!.. 
O çocuğun kendine ait bir karakteri oluşmalı.. Yoksa yalama olur, dikiş tutmaz! Kaybolur gider! O kadar çok örneği var ki! 
Ama anlamıyorsunuz canım kardeşim, anlamıyorsunuz!
Sabırlı değilsiniz. Çocuklarınız hemen en üst liglerde oynasın istiyorsunuz, öyle bir dünya yok!.. 
Üst liglerde çaylak oyuncuya kimsenin tahammülü yok. 
Akademiden mezun olduktan sonra 2 sezonluk Çaylaklık  ve 2 sezonluk Yarı Profesyonellik dönemini 
A takımımızda geçirmeliler.. 
Acele etmezseniz hem siz kazanacaksınız, hem de Altınordu Organizasyonu hakkını alacak.. 
Acele ediyorsunuz, ortalığı karıştırıyorsunuz, en başta evladınızın kafasını karıştırıyorsunuz. 
Çocuğun performansı düşüyor, çünkü kafa başka yerlerde, uçmuş gitmiş!.. Ayaklar burada, kafa nerede belli değil!
Karışkan ve heyecanlı babalar, lütfen yapmayın! 
Lütfen bizim işimize karışmayın!
Çocuk sizin, futbolcu bizim. 

Üçüncüsü bazı tatlı su kurnazı menajer kardeşlerimize;
Gelin akademimizi gezin. Allah aşkına gelin, size özel gün ayarlayalım. Hepinizi ağırlayalım, tesislerimizi gezdirelim. Türkiye’yi geçin, bizim verdiğimiz imkanları veren Avrupa’da bir tane futbol akademisi gösterin, çocuklar sizin olsun. 
Yapmayın, şu aceleci babaların beyinlerine girmeyin, çocuklara pembe rüyalar anlatmayın!
Ben bu işi Allah aşkı için yapıyorum, çarpılırsınız!.. 
Çocuklar ziyan olmasın! 

Dördüncüsü kendi özüme;
Memo, 2007 yılında kendi özüne bir yemin ettin, önceliğim “Bu Toprakların Çocukları” olacak, dedin. 
Sana, kafandan 3 defa tuzla ekmek dolaştıralım, yabancı santrfor al bari diyenler çıkıyor.  
Yabancı ortak al, çık süper lige, hayatını yaşa! diyenler çıkıyor. 
Sakın haa, sen bildiğin yoldan şaşma!
Altınordu, hep “Türkiye’nin Altınordu’su” olacak ve hep böyle yaşayacak, yaşatılacak. 

Sevgili Gençler,
Sizler için uzun bir yazı kaleme aldım. Bütün hafta sonumu bu yazıya verdim. Hakkım size helal olsun. 
Biliyorum, bu yazımdan akıllarda kalan çok az şey olacak. Birçoğu bir kulaktan girecek, diğer kulaktan çıkacak, gidecek!.. 
Olsun ben alıştım artık sabretmeye.. Bu iklimde bir jenerasyonda (25-30 yıl) dönüşüm yapmanın Don Kişot’luk olduğunu da öğrendim. 

Gelecek sezon başında bir daha okuyun, 3 yıl sonra bir daha okuyun, 10 yıl sonra bir daha okuyun. 
Hatta profesyonel futbolculuk döneminiz bittikten sonra, yeni bir mesleğe geçerken birkaç defa daha okuyun. 
Bu yazı her okuduğunuzda size farklı mesajlar verecek..  

Kalın sağlıcakla,
Seyit Mehmet ÖZKAN
Altınordu Arması Yediemini